Eylül 2005
Senelerdir bugün için hazırlanıyorum. Son bir yıldır ise eşekler gibi çalışıyormuş gibi yapıyorum. Çalışıyormuş gibi nasıl yapılır bunu ÖSS ‘ye hazırlanırken öğrendim. Psikolojik olarak çalıştım hiç olmazsa ve şuanda oturduğum sırayı hak ediyorum. Zaten eğitim hayatımız boyunca ortalama 800 küsür sınava giriyoruz e buda yeterli bir hazırlık sayılır. 2004’te ÖSS bana girdi ama hırs yapıp bu sene ben ona girdim.
Bugün üniversitedeki ilk günüm. Kimseyi tanımıyorum. Üniversitenin beni en çok cezbeden yönü idealimdeki eş adayıyla tanışmaktan başka bir şey değil. Kendime ortalardan bir yer seçtim sınıfın kaba taslak bir krokisi çizilse tamda ağırlık merkezindeyim. Yeni sınıf arkadaşlarım yavaş yavaş sınıfı dolduruyorlar. Planlarım arasında ilk gün hayatımın kızıyla tanışmak yok. İlk gün hayatımın kızını sadece belirleyeceğim. Bölümdeki önemli hocalardan bir tanesi gelmiş eğitim alacağım bölümle ilgili salt bilgiler veriyor ama ben onu yarım yamalak dinlerken sınıftaki kızları inceliyorum. Peki utanmıyor muyum bunu yaparken? Hayır utanmıyorum çünkü Dünyanın en masumane bakışlarını atıyorum etrafa. Biliyorum o oralarda bir yerlerde…
Çok değil takriben 5 dakika içerisinde üniversiteden , bölümümden , kürsüde konuşan hocadan , sınıftan her şeyden bıktım çünkü platonik başlayıp asrın aşkına dönüştürebileceğim hiç kimse yok burada. Zaten bende şans olsa… Tahtadaki hocam çağdaş felsefe sorunlarından bahsediyor benim gözümde şuan en çağdaş felsefe sorunu “felsefe bölümlerinde güzel kız olmaması” bence hemen bu konuda seminerler düzenlenmeli.
Bitse de gitsek , bitse de gitsek offf daha ilk gün geçmez bu 4 sene derken işte o filmlere yakışan sahne gelip çattı sonunda. Sınıfın kapısında güzel bir kız. Alternatife bakan giyim tarzı , üzerindeki renklerin uyumu , sarı sarı saçlar desem o saça hakaret olur yeni bir renk adı bulmak lazım. Nefes nefese kalmış ama geç kalıp aniden sınıfa daldığı için herhangi bir çekinme yok mimiklerinde kendine güveni sınırları zorluyor. Muhtemelen az önce mankenlik ajansından kaydını bizim okula aldırmış. Yürüyüşü de bir garip sanki kafasının üstünde kitaplar var. Potansiyel bir aşık olunacak kız kapının eşiğinde sınıftaki boş yerlere bakıyor. O boş yerlerden bir tanesi de benim tam arkam ya rabbim yüzüme bak neden burası olmasın ki. Hayatım boyunca hiçbir şans oyunundan ödül kazanmadım , sayısalda 3 tutturmuşluğum bile yok yılbaşında ailecek bilet alırız benimkisi hep uzaktan yakından alakasız olur son sene bana bilet bile almadık , mesela ben kazıkazan tarzı oyunları sadece para bozdurmak için oynarım herhangi bir beklentim olmaz ama bu sefer şu kapıdaki güzel kızın çekilişinden ben çıkayım ve gelip arkama otursun , otursun , otursun evet oturdu.
Evet arkamda potansiyel aşkım oturuyor birazdan derste biter tanıştım tanıştım tanışamadım başkası tanışır bende dış kapının mandalı olurum Allah korusun. Lise yıllarında popüler birisi sayılırdım ama ya söyledikleri gerçekse ve lisede popüler olan birisi Üniversitede popülerlikten uzak bir hayat sürmeye adaysa? Kız tavlama teknikeri tripleri bana nereden geldi bir anda bilemiyorum ama dersle en alakalı halimi takınıp arkama dönüp ilk saldırımı yapıyorum.
- Kalem traşın var mı? (daha aptalca bir soru bulamazdım herhalde)
- Kalem traş mı? Yok valla.
- Olsun sorun değil ben uçlu kalem kullanıyorum zaten.
Bu diyalogdan sonra gülümsemesi iyi bir belirti beni sempatik bulmuş olabilir ama bir ihtimal daha var ki şuan beni gerizekalı sanmışta olabilir. Biliyorum ki aptal olmayan hiçbir kız tavlanmaz aslında sadece erkeklere izin verirler. Umarım bana izin verir. Hangi şıkkın doğru cevap olduğunu anlamak için bir kez daha arkamı dönecekken oda ne? Hocaya soru soruyor şuanda , benim nabzım 400e yükselecek neredeyse ama o gayet sakin Aristoteles falan diyor arkhe dedi galiba bide aman tanrım sakın alttan ders alıyor olmasın işte o zaman yıkılırım tam uzun hava çekerek eve dönmeye hazırlanırken hocayla konuşmasından anlıyorum ki onunda benim gibi ilk günü. Sadece benden farklı olarak daha çok okuyan birisi var arkamda. Bu kez en yakışıklı ve espritüel surat ifademi takınıp hocanın tahtaya yazdığı kitap isimlerinden esinlenip arkamı tekrar dönüyorum.
- Tahtadakileri yazmadıysan benden bakabilirsin.
- Yazmadım ama zaten hala tahtadalar oradan bakarım teşekkürler.
- Ama benim el yazım daha güzel hem de okunaklı.
- (sıcacık bir gülümseme) peki teşekkürler.
İşte başarı , şimdi herkes yabancı ben yakınıyım içim kıpırdıyor acayip yerlerde geziyorum. Bundan sonrası kolay gibi artık zaten beni tanıyanlar genelde severler o neden sevmesin ki?

MAYIS 2006
Hiçte kolay değil. İkimizde çok seviyoruz birbirimizi ama arkadaşça sevmekten ileriye gidemedik.
OCAK 2010
O ilk günün ardından eve gidip yastığıma kafamı koyduğumda sanırım benimde torunlarıma anlatacak iyi bir hikayem olacak diye düşündüğümü hatırlıyorum. Doğruda düşünmüşüm bu kadarı bile yeterli iyi bir hikaye anlatmak için.
Artık okula gitmek için iyi bir nedenim vardı. Okulda birlikteydik , okul dışında bu yabancı şehri birlikte keşfediyorduk , ondan mesaj gelmediğinde telefonumu taşımak bile istemiyordum. Bu tarz hikayeler genelde evlendik mutluyuz , 2 çocuğumuz var onlara bugünü anlatmak için sabırsızlanıyorum gibi finallere maruz kalırlar. Benim finalim öyle değil maalesef hatta bir finalim bile yok.
Önce başka bir şehre gitmesi gerekti birinci sınıf bittiğinde artık benim sınıfımda benim şehrimde değildi. Ben onun şehrine gittim ziyaretine ama bir şeyler garipti büyüyorduk belki de. Önce başka şehir sonra başka arkadaşlar. Bende bir manastıra kapanıp gece gündüz şiirler yazmadım zaten hayatıma giren insanlar oldu ama torunlarım için bu hikayeden daha iyisini bulamadım. Sanırım yaşlandığımda torunlarım olursa ananelerine çaktırmadan onlara üniversiteye gittiğim ilk gün arkama oturan kızdan bahsedeceğim.
Geçenlerde konuştuğumuzda 3 yıl için yurt dışına gideceğini söyledi döndüğünde çok sular akmış olacak belli. Daha öncede biliyordum yurt dışına çıkacağını ama 3 yıl süreceğini bilmiyordum. Onun yakınlarda olduğunu bilerek 3 yıl görmeden yada konuşmadan kolayca geçebilirken yurt dışına 3 yıl için gidecek olması acıttı biraz ama üfledim geçti. O gün beğendiğim tatlı kız önemli bir dost olmuş fark ettim. Belki her şey farklı olurdu ama olması gereken böyleymiş ben onu tanıdığım için çok memnunum ve karakterimle bağdaşmayan bir özelliğim gözümün önünde beliriverdi bir anda. Hayatımda ilk defa bugün kaybettiğim için kötü hissetmiyorum. Yolun açık olsun arkadaşım.



üfleyice geçiyor demek (: bende denesem iyi olacak ..