Eğer önemsiz ayrıntılar ilginizi çekmiyorsa sakın okumaya başlamayın. Müşteri hizmetlerini aradığınızda güler yüzle konuşan kişinin adı hiç aklınızda kalmıyorsa çok bile okudunuz kapatın sayfayı. Eski şeylerin değeri yoksa gözünüzde , bir şeyin uzun yıllar önce yeni olması sizin nazarınızda bir manevi değer yüklemiyorsa bu yazı sarmaz sizi benden söylemesi.
Bitmeye yüz tutmuş her şey değerlenir tıpkı yetmişli yaşlardaki bir insanın ömrü gibi. Gitmek konusunda kararlı birisi gitmesin istenir tıpkı ömrünün dibini sıyıran bir ton ton amca misali. Tecrübeli kişiler genelde konuya en vakıf kişilerdir tıpkı bana havuz problemi gibi gelen konulara dudak büken koca çınarlar gibi. Kısacası yıllanmışlık önemlidir. Peki neden “yaşlı” kelimesi insanın içini ürpertir? Sesteşiyle karışmaması için “yaşlı” kelimesini cümle içinde kullanacağım. “Şurada çayıyla beraber soda içen adam yaşlı.” Bu cümle geçenlerde gerçek oldu tamda orada çayıyla beraber soda içen bir amca vardı.
Yaşlanmış , yıllanmış ve bende yaşlanmanın kazanılmış bir şey olduğuna inandığım bir günümdeyim. Bu yaşlanmayı kazanmış zafer sahibi kişiye yaklaştım ve hiçbir çekiciliği olmayan gibi görünen bu garip şapkalı ve camları kurşun geçirmez gibi görünen bir çeşit gözlük takan amcayla sohbete başladım. Onunla biraz sohbet ettim. Başım göğe ermedi bunu yaptığım da ama konuşmaya hasret bir amcaya bu fırsatı verdiğim için yerin dibine girmemiş oldum.
Hayata karşı ne kadar da uslu duruyordu belli ki yıllar ona hayata karşı uslu durduğunda sorun çıkmayacağını öğretmişti veya artık sorun çıkarmaya gücü yoktu. Sonra anılarından biraz bahsettikçe gördüm ki anlatırken en çok keyif aldıkları hep hayatta uslu durmadığı anlarıydı. Ne kadar da çoktu rahmetli diye bahsettiği arkadaşları oda farkındaydı bunun belli ki defalarca öldürmüştü kafasında kendisini , hazırdı kim daha çok üzülür diye de düşünmüştü. Belki de bu yüzden boş zamanlarında genelde ibadet ediyordu. Sonra sonra itiraf etti oda gençken arada sırada namaza başlamaya niyetlenenlerdenmiş. “Seni tanıdığıma çok memnun oldum Doğan amca” dedim. Hayatımda söylediğim en içten cümlelerden biriydi bir nevi ilan-ı aşk bir nevi itiraf. “Allah razı olsun evlat” dedi. Su serptin muhabbetime Doğan amca belli ki sende benden razısın tek sıkıntım olmuştu bu sohbetin sonunda rızanla gülümsüyor olman.
Dayanamayıp soruyorum çok mu zor bu kadar çok gidenin olması diyorum. Hayatın kanunu bu diyor ve akabinde hayatımda gördüğüm en acı “ama” dökülüyor 73 yaşındaki dudaklardan “ama Zeynep’im” diyor. Yakışıklı bir delikanlıyken kandırdığı kısa zamanda evlendiği ve 3 çocuğunu birlikte büyüttüğü eşini hatırlıyor. Kalbi oyun bozanlık yapmış Zeynep’ine yarı yolda bırakmış Doğan amcanın aklından geçmiş ikiye bölmek kalbini ama nafile. Tıp dünyası inanmaz ona ama onun kalbi hep iki kişilikmiş , gözleri çift görmüş , neye gülse iki kez gülmüş Doğan amca. İnanıyor Doğan amca Zeynep’i onu bekliyor cennette.
Ezan okunuyor , Doğan amca tutuyor caminin yolunu. Senin yolun yol değil diyemez kimse ona , bu ferahlığı da koymuş cebine en zengin adımlarını ritmik ritmik atıyor ikinci evine. Çocukken çalışmış ailesi için , gençken çalışmış evlenmek için , evliyken çalışmış eşi için , yıllar geçmiş devam etmiş sektesiz çalışmaya çocukları için şimdide camide çalışıyor ölüm sonrası için. Daha mantıklısı var mı ki onun için? Zaten bedeni ölümden sonra toprak olacaksa yoksa bir cennet cehennem ne manası var ki her şeyin? İlk zorlukta neden öldürmedi kendisini? Neden açlık çekti neden ağrı çekti sonrasında bir şey yoksa eğer. Doğduğu için pişman olmuş muydu Doğan amca? Buda sorulmaz ki şimdi… Sonrası yalansa neden çocukları oldu? En küçük torunu neden diş ağrısı çekiyor günlerdir ve üzüyor Doğan amcanın gam yemekten bıkmış kalbini.
O gün son lafım Allah kabul etsin oldu Doğan amcaya. Aradan yaklaşık 2 ay geçtikten sonra bir şeyler daha söylemek istedim aynı yerden geçtim yoktu Doğan amca Ezan okunmasına rağmen mağrur adımlarla camiye gidenlerin arasında da yoktu. Neredeydi ki? Sordum tabiî ki onu tanıyanlara ve yerini söylediler. Hiç acele etmedim yanına gitmek için çünkü ayrılmayacağını biliyordum. Toprağın altından çıkıp uzaklaşan daha görülmemişti tarihte. Gitmişti Doğan amca Zeynep’ine , bu kadar seven birisinin yeri sevdiğinin yanından başka olmamalıydı bende bu yüzden onun için dua ettim ve ilkokul yıllarından beri ilk defa bir duaya konu edecek kadar yoğunlukta istedim bir şeyi Doğan amca Zeynep’iyle olsun , Doğan amca mutlu olsun…
Doğan amca için ağlamaya çalıştım ama olmadı hatta aklıma kötü şeyler bile getirdim ağlamak için ağlayamadım. Belki o gün olmadı ama ileride bir gün bir yerde ağlamam gerekirse aklıma getireceğim ilk kişi Doğan amca olacak. Boyutlar ötesinde tekrar karşılaşmak dileklerimle umarım hala yaşlı ve yıllanmışsındır…


