Definitely, Maybe
Filmler ile aranız iyi ise hele birde belli bir türün (komdi, romantik vs) ustasıyım diyorsanız bir filme baktığınızda az çok bir şeyler seziyorsunuz. Tabi her zaman karşınıza bir şaheser çıkmayabiliyor. Bazen ufak hayal kırıklıkları da yaşıyorsunuz. Yani her izlediğiniz film bir Rain Man olmuyor gözünüzde. Ayrıca herkesin ayrı bir zevk anlayışı vardır. Açıkçası ben romantik filmleri seviyorum. Beni mutlu eidyorlar. Aslında dışarıdan bakıldığında çokta romantik biri sayılmam.

Definitely-Maybe
Bazen romantik takılayım desem de çok çabuk sıkılıyorum. Sanırım romantik filmlerin beni saran tarafı ilişkinin iki yüzünü de görebilmek. Yani siz karşınızda duran insana bir şeyler sezdirmeye çalışırken aslında onun ne algıladığı her zaman muamma oluyor. İlişkinin çok sonralarında hareketiniz nasıl bir saçmalık olarak algılandığını öğrendiğinizde iş işten geçmiş oluyor. Oysa romantik filmlerde konuya hakimsiniz. Hangi hareketin hangi sonucu doğurduğunu görebiliyorsunuz. Bilmem derdimi anlatabildim mi?
Definitely, Maybe bu bakımdan en sevdiğim filmlerdendir. Sonunu kestirebildiğim filmleri seviyorum ben.
Konusu: kahramanımız Will Hayes 30 yaşında, başarısız bir evlilik yapmış, bir kız babasıdır. Evlilikleri boşanmanın eşiğine gelmiştir. Bir gün kız çocuğu Willl’den annesi ile tanışma hikayelerini anlatmasını ister. Küçük Maya’yı kıramayamayn Will hikayesini anlatmaya başlar. Ancak hikaye ilerledikçe Will geçmişi ile yüzleşecek, hikayenin en başına 1992 yılında 3 ayrı kadınla ilişki yaşadığı döneme kadar uzanacaktır. Will sevgililerinin isimlerini kızından saklama gereği duyar. Böylelikle Maya’nın annesinin Will’in hangi sevgilisi olduğunu tahmin etmesini ister. Bayan Hayes Will’in kolej aşkı Emily mi, uzun süre dostu olan April mi, yoksa özgür ruhlu idealist gazeteci Summer mıdır?




Yorum yapabilirsiniz.