Bir yönetmen düşünün son çektiği film Titanic olsun, ondan sonra daha öncesine dayanan projesi olan yapımı gerçekleştirebilmek uğruna beyaz perdeden kendini soyutlayarak, hayallerindeki filmi yapabilmek için yönetmenliği belli bir yerde kenara bırakarak, o “hayallerindeki film” için teknoloji geliştirmeye soyunsun. 8 yıl süren projesinin ilk 5-6 yılını teknoloji geliştirmeye, kafasındaki film için gerekli olan altyapıyı geliştirmeye adasın ve sonrasındaki iki yılında da bu yatırım sonucu filmini yapsın.
Bu yönüyle bakıldığında Avatar’ı senaryodan, hikayeden daha doğrusu film kriterlerinden ayrı olarak değerlendirmek de gerekiyor ve sinemada yaptığı devrim sayesinde, sektörün geleceğini de bir anlamda şekillendirmeye başlamış oluyor. Film yaşattıkları ile geleceğin sinemasının yönü artık kaçınılmaz olarak 3d olacak ve gözler bunları arıyor olacak.
The Avatar’ı üzülerek üç boyutlu olmasa da kaçırmamak için sonunda normal sinemada izleme şansına sahip oldum. Normal perdede izlemek zorunda kaldım çünkü bulunduğum şehirde maalesef 3 boyutlu izleyebileceğim bir sinema yoktu. Zaten bence en iyi görüntü olan İmax sineması Türkiye’de bir Ankara’da bir de İstanbul’da olmak üzere iki şehirde var ve yılbaşında Ankara’ya gitmeyi biraz da bu sebeple çok istesem de baktım olmayacak bari şehirde izleyeyim dedim;
Film yıllarca süren geliştirmelerin hakkını normal perdede izlemiş olsam da hakkı ile veriyor. Evet belki şu an normal sinemada izleyerek ve buna bağlı olarak yorum yaparak filme haksızlık ediyorum. Ancak bunun diğer bir avantajı daha var o da; filmi 3 boyutun getirdiği heyecandan sıyrılarak sadece filmi değerleri ile değerlendirebilme şansı.
Film her yerde övülse de, genelde övülen filmlerde olduğum gibi hayal kırıklığına uğramadım açıkçası. James Cameron kendi yarattığı bu yeni dünyayı kendi içinde tutarlı bir dünya olarak çok iyi şekilde tasarlamış ve filmin içine girdiğinizde hikayenin gerçekdışılığı kendi içinde oldukça tutarlı ve güzel bir evreni size sunuyor. Senaryonun işlenişi açısından zaten diyecek pek de bir söz bulunmuyor ve size sadece oturup kimi yerde gerileceğiniz, kimi yerde üzüleceğiniz, harika bir bilimkurgu aksiyon sunuyor.
Yeni nesil filmler yakında daha fazla sinemalarda olacak ve nasıl ki, Star Wars sinemada bir devrim ise bu filmde sinema için o derece önemli bir konuma yerleşti ve ileride çekilecek filmler için bir kıstas olacak. Bugün İmax’in sitesinde Alice in Wonderland ve Hobble martta çıkacak 3d filmler arasında gözüküyor bile ve yakın bir zamanda 3 boyutlu filmleri ekranlarda çok daha fazla izleyeceğiz. Bu tür filmlerin izleyene kattığı derinliğin ve gerçekçiliğin iyi kullanıldığında ortaya ne tür sonuçlar çıkarabildiğini bu film izleyenlere fazlası ile gösteriyor ve şüphesiz ileride bunu da aşan filmler çıkacak olsa da sinemanın geleceğine çizdiği yön ile her zaman özel bir yerde kalacak bir film olacak.
Şimdiden gözlük takmaya alışmakta fayda var.


